İçeriğe geç

Bu kadar çileden sonra biz ve o, gecenin şu sisli anında “İşteddî ezmetü tenfericî!”1 der gibi, gök kapılarının birdenbire sırlı bir açılışla ardına kadar açılacağını; gözlerimize gönüllerimize öteden ışıklar, ümitler yağacağını; boynunu büküp hüzün murâkabesine dalmış gibi duran selvilerin silkinip neşe ile salınacağını ve Ayasofya’nın semalarında peşi peşine sökün eden şafaklarla çevresini saran sislerin silinip gideceğini… Hâsılı bir kısım sırlı ışıkların bu karanlık geceyi delip gül devrine giden yollara nurlar salacağını bekleyen bir hâlimiz var.. bir Fatih, bir Ulubatlı Hasan, bir Hızır Çelebi ve bir Akşemseddin bekleyen inançlarımız var, ümitlerimiz var düşlerimiz var…

Gözlerimde yaş, gönlümde hüzünden bir derya, Aç artık kapılarını bize Ayasofya!
211