Kendini güzel görmek ve göstermek isterken teşhire takılıp kalanlar; hayata biraz erken uyanmışlığı allayıp pullayıp “gabn-i fâhiş”le1 satmaya çalışanlar; kendini feylesof zannedip aklıyla yanılanlar; mantık ve düşünce yapıları itibarıyla daha ziyade çorak yerleri hatırlattıkları halde, dâhiyâne tavırlarla “herkesi kör ve âlemi sersem” sananlar; güzelliği süse karıştırıp, güzelleşeyim derken gülünç duruma düşenler; zeki görünmek için şaklabanlığa sığınanlar; hiçbir işe yaramadıklarını kamufle etmek için her şeyin içinde görünmeye koşanlar; hissizlik ve duyarsızlıklarını sabır ve tahammül gibi göstererek ülü’l-azmane2 tavırlara girenler; fıtratlarının ibresi sürekli olarak mahkûm doğup, mahkûm yaşadıklarını gösterdiği halde “aslan artığı üzerinde tilki kurnazlığı” sergileyenler; sarmaşıklar gibi kuvvetlilere dayanıp yükselenler, yükselip en devâsâ ağaçlarla boy ölçüşenler; sıkıntı ve üzüntünün zerresini dahi duyup hissetmemelerine rağmen, başkalarının yanında dert ve ızdırap nağmeleri çekip dava adamı taklidine kalkışanlar; doyma bilmeyen bir iştiha ile, sürekli, sağda-solda kemirecek şeyler aradıkları halde, kendilerini ganî, tokgözlü, onurlu ve gururlu göstermeye çalışanlar; aslında beden ve cismaniyete ait şeylerin dışında hiçbir meseleye akıl erdiremeyecek kadar basit, sathî ve birer tâli’sizlik örneği olmalarına rağmen, tutarsızlıklarını ve yetersizliklerini asrîlik gibi gösterip kendi kendilerini aldatanlar; beşerî müşâhede ve tahassüsleri, beşerî tecrübe ve istatistikleri her şeyin esası görüp gösteren, hatta kalbî ve ruhî hayata ait vâridâtı dahi bu dar perspektifle ele alıp madde ve cismaniyeti bütün varlığın özü sayan mâneviyatçı görünümlü materyalistler; iç dünyalarını ihmal ede ede, vicdan ve ruhlarını saran yüzlerce stresle gidip hezeyana sığınanlar; şefkate liyakat hakkını kaybetmiş, acınacak câniler ve cânilerin elinde inleyen mağdur yığınlar; yalnızlığın, sahipsizliğin ve köksüzlüğün sağa-sola sürükleyip durduğu enkazzedeler, simsiyah çehreler, mürüvvet bilmeyen ruhlar ve serseri güruhlar…
Dipnotlar
- 1 Gabn-i fâhiş: Bir alışverişte veyahut ticarî anlaşmada taraflardan birisinin nispetsiz şekilde fazla aldatması.
- 2 Ülü’l-azm: Kat’i azim, ciddiyet, sabır, sebat sahibi büyük zatlar, Hz. İbrahim, Hz. Nuh, Hz. Musâ, Hz. İsâ ve Hz. Muhammed (salavâtullahi aleyhim ecmaîn) bu beş peygambere Kur’ân’ın verdiği unvan.