İçeriğe geç

En yumuşak tüylerden daha yumuşak, koyun-kuzu meleyişlerinden daha içli, civcivlerin cıvıltıları kadar yuvaların şefkat dolu ikliminden kopup gelen bu ses ve bu nağmelerle ruhlarımız dinlenişe geçer, gönüllerimiz renk renk rüyalara dalar ve gözlerimizin önünde eski yuvalarımızın ismet ve iffeti, kahraman cedlerimizin yiğitlik ve cesareti, incelerden ince milletimizin asalet ve necabeti tüllenmeye başlar. Hayal ve hatıralar, mızraplar gibi gönüllerimize inip kalktıkça, bu cennet ülkenin bin bir güzellikleri içinde yetişip büyüyen bizler, kendi düşünce tarzlarımızdan, kendi idrak ve anlayışlarımızdan, kendi üslûp ve şivelerimizden fışkırıp sinelerimize çarpan kendi ruhumuzun feryat ve iniltilerini, sevinç ve çığlıklarını duyar; zevkiyle-sefasıyla, kederiyle-tasasıyla kendi dünyamıza uyanır ve kendi ruh âlemimize kavuşuruz.

67