İçeriğe geç

İhtimal ki, bugün hâlâ o, sebebiyet verdiği katliamları, çiğnenen ırzları, pâyimal olan namusları, gizli-açık yağmaları bir temâşâ zevki içinde seyretmekte ve bu temâşâdan da, arenalarda masum insanları, vahşi hayvanlara parçalatan nâpâk soyu kadar olsun teessür duymamaktadır.

Bir zamanlar Orta Asya ve Balkanlar’da, tarihin en utandırıcı, en zalim tahrip ve yağmalarını gerçekleştiren bu iki yüzlü dünya, mübarek soyumuzun bize emanet ve hatırası olan bu ülkeleri bir baştan bir başa, günahsız insanların gözyaşları, tâli’siz nesillerin al kanlarıyla suladığı gibi, şimdilerde yeni ilave, yeni sistem ve farklı usûllerle insaniyetperverliğini, ruh asaletini (!) bir kere daha gözler önüne serdi ve kendini ispatladı…

Ah uğursuz insanlık! Sen, hem de medeniyet, demokrasi, hürriyet ve insan hakları gibi kelimelerin dilden düşürülmediği ve edebiyatının yapıldığı bir çağda, binlerce masum çocuk, tâli’siz genç ve bedbaht yaşlıların, bir kısım modern cellatlar elinde böyle parçalanıp doğranmasına sessiz mi kalacaktın? Şeytanlara rahmet okutturan bu canavarlıklara alkış mı tutacaktın? Nerede Batının yüksek tirajlı gazeteleri! Nerede Times’ler, Washington Post’lar, Le Figaro’lar, Independent’ler, Le Monde’ler, Tribune’ler, Daily Telegraph’lar! Nerede insanlık için intişar ettiğini dilden düşürmeyen büyük mecmualar! Nerede Observer’ler, Stern’ler, Newsweek’ler, Reader’s Digest’ler! Nerede dünya radyo ve televizyon kurumları! Bütün bunlar niçin sustular.! Ve yazarken de mazlumları hakir görüp zalimlere “avo” çektiler!

27