Oysaki kader, hakikatin yakuttan bayrağını gönül surlarına çekmiş ve o burçlar üzerinden avaz avaz, birkaç asırdan beri kendilerini ölüm uykusuna salmış “mağaradakiler”e yeni bir “ba’sü ba’del mevt” sûru üflemeye başlamıştı bile… Gönül dünyalarında, bu ilâhî davete “evet” diyen kudsîler eski söz ve nefes cevherlerine öyle bir ses ilave ettiler ki, değil yeryüzündeki insanlar, eğer yüce dergâhtan “Geriye dönüş yok!” fermanı olmasaydı, nice bin seneden beri toprağın altında çürüyüp giden tenler ve ötelere ulaşmış canlar bile, bu çığlıkla uyanıp “Gelmemek elden gelmezdi; çağrıldık ve geldik.” diyeceklerdi.
131