Denebilir ki o, bizim için şu anda eskisinden daha tehlikelidir. Zira artık, “kurt gövdenin içine girdi ve millî ruh delik deşik edildi.” Bu arada bizler de, geçmişimizi onlara borçlu bulunduğumuz bütün tarihî dinamikleri bir kenara atarak gidip onların erâcif dünyalarına aborde olduk. Duygu ve düşünce dünyamız en korkunç erozyonlarla yok olup gitti.. genç dimağlar batı kültürü ve batı değerleriyle yoğruldu.. toplum hemen her kesimiyle batıya göre yeniden inşa edildi –tabiî eğer buna inşa denecekse,– ırz çiğnendi, namus pâyimal oldu; ama batı kapıları bize hiç mi hiç aralanmadı. Demek ki, onun beklediği bedelleri henüz ödeyemedik…
Bundan sonra da, ne onların umduklarını ödeyebilmemiz, ne de doyma bilmeyen bu insanları tatmin etmemiz mümkün değildir. Biz yakın tarihimiz itibarıyla, toy Mehlikâ Sultan hayranları gibi, tehlikeli bir meçhule yelken açtık ve daha sonra da kenara çıkmaya fırsat bulamadık. Ne yediğimiz tokatlar bizi uyarabildi, ne de gördüğümüz kötülüklerden aklımız başımıza geldi. Gayrı bunca şeyden sonra, hâlâ bir kısım kimseler batıyla zifafa koşacak ve zirveleri tutanlar da bu sevimsiz maceraya “dur!” demeyeceklerse, bize daha bir süre “Yâ Sabûr!” deyip beklemek düşecektir.