Onun içindir ki, evvelâ, bu milletin ruh yapısını, ihtiyaçlarını, sıkıntılarını, rahatsızlıklarını, rahatsızlık çeşitlerini tayin ve tespite çalışmak; sonra da nelerin ayıklanıp atılacağını ve nelerin bu yeni inşada birer malzeme gibi kullanılacağını belirlemek icap eder ki, bugün yapılan şeyler, gelecekte yeniden tekrar ber tekrar bozulup yapılmasın.. evet, dünden bugüne, bu milletin bünyesine gelip yerleşmiş, dolayısıyla da sökülüp atılması gerekli olan bir yığın şey olabilir. Ama evvelâ, neyin, nasıl yapılacağı planlanmalı, sonra atılacak şeyler atılmalıdır! Aksine, yıkmalar yapma planına göre ele alınmazsa, tahripler sürer gider; toplum da, birbiriyle zıtlaşan, çatışan yığınlar hâline gelir. Evet, muvaffak olmak için gayret, fatihlik düşüncesi, halaskârlık azmi ve ihlâs önemli esaslardır. Ancak, yol ve yöntem bilme, bugünün yanında dünü-öbür günü de hesaba katma ve şanlı geçmişimizi aydınlatan ışık kaynaklarını kulak ardı etmeme gibi hususlar da en az bunlar kadar mühimdir. Hamiyet ve samimiyet, ilm u irfanla desteklenmez, azim ve irade, araştırma ve taktiklerle derinleştirilmezse, fayda ümit edilen yerlerden zararlar gelebilir.
Bu itibarla, Orta Asya Türklüğüne içten ve dıştan yardım eli uzatanlar, onların millî ve dinî temayüllerine, tarih şuurlarına ne kadar uygunluk içinde bulunabilirlerse, o ölçüde muvaffak olur ve muvaffakiyetlerine de süreklilik kazandırırlar.
Bu bölük pörçük olmuş insanları, ellerinden tutup, ilmî, içtimaî, iktisadî, siyasî ve harsî (kültürel) bir seviyeye ulaştırmak için, hâl ve vaziyetin ifade ettiği mânâ ve meydana getirdiği heyecanın yanında onları devamlı, tam bir gerilim içinde tutmak ve heyecanlarına süreklilik kazandırmak, yolun az ilerisinde kendilerini bekleyen “büyük hesaplaşma” adına bir zarurettir.