İçeriğe geç
24. Bölüm

Hülyalarımızdaki Yarınlar

Geleceği kendi derinlikleriyle duymak, anlamak, şimdilerde hülya gibi görünse de, o bir gerçektir; ama, inanç, ümit, azim ve kararlılıkla beslenen bir gerçek. Hülyalarımızdaki bu gerçeğin en belirgin özelliği ise, herhalde, birkaç asırdan beri elimizden kaçırmış bulunduğumuz huzur, itminan ve sükûnetin avdet etmesi olacaktır. Bunlara “geleceğin belirgin özelliği” dedim; çünkü günümüzde en çok özlenen onlar. Evet bu ülkede motor gürültüleriyle delik deşik edilen, klakson sesleriyle yırtılan, radyo çığlıklarıyla paramparça olan ve silah seslerinin tehdidi altında bulunan, katil âvâzı ve mazlum iniltileriyle, her zaman sinelerimizin rikkatinde kendini hissettiren ve bizim de en çok özlemini çektiğimiz şey, işte bu huzur, sükûn ve itminandır. Seneler var ki, arzu ve hülyalarımızın onlarla buluşma anlarını bir lezzet gibi duyuyor, bir güzel koku gibi teneffüs ediyor ve bir mûsıkî gibi yudumluyoruz.

Bizimle aynı memeden süt emen hemen herkesin, bazen bir mûsıkîden daha derin tesirlere sahip olan böyle bir sükût ve huzur bekleyişi içinde olduğu ve olacağı kanaatindeyim. Şimdilerde, bir koruya, bir bahçeye, hatta firdevslere girmeye denk böyle bir mazhariyeti imkânsız görsek de, gelecekte bunun, bizim tabiî ve daimî iklimimiz olacağında –inşâallah– şüphem yok. Günümüzün karanlık atmosferi içinde bunları hayal görenler, ihtimal bir gün, o huzur ve itminanı teneffüs edip, yudum yudum yudumlarken de onların kadrini bilemeyecek; kim bilir belki de yine karanlık görecek, karanlık düşünecek ve ruh dünyalarında hep karakuralarla haşr ü neşr olacaklardır.

157