İçeriğe geç

Oysaki, varlık Hakikî Sahibi’ne bağlanarak bu kör dövüşüne bir son verilebilir ve O’na imandan kaynaklanan güç, disiplin, fazilet ve hikmetle yepyeni bir diriliş gerçekleştirilebilirdi. Böyle bir teşebbüs bundan sonra da olmayacak demek değildir. Ama, bu yön ve istikametteki bazı “hudâyinâbit” oluşumlar müstesna, şu ana kadar ciddî bir şey yaptığımızı söylemek oldukça zordur. Aslında mesele dönüp dolaşıyor ve gelip, bir iman ve diriliş neslinin yetiştirilmesine dayanıyor. Sadece içinde bulundukları günün hesabına bağlı kalmayıp, yarınları ve daha sonraki günleri de düşünen; inanç, disiplin, faaliyet ve aktiviteleriyle bugünün insanları oldukları gibi, bütün davranışlarını götürüp sonsuza dayayan ve upuzun bir geleceğin muhasebesine bağlayan bir iman ve disiplin neslinin yetiştirilmesine.

İstikbal vaad eden sıhhatli bir toplum için bu evsaftaki insanların yetiştirilmesi çok önemlidir. Aksine, fertleri itibarıyla sadece kendilerini düşünen ve himmetleri açısından da aile çerçevesini aşamayan bir toplum, cemiyet vasfını yitirmiş ve bir yığına dönüşmüş sayılır. Sağlam bir millet olabilme, o milleti teşkil eden fertler arasındaki âhenkle mepsuten mütenasiptir. Böyle bir âhenk de, gönüllerden fışkıran köklü bir kardeşlik ve sevginin mevcudiyetine, hem de bugüne kadar olandan çok daha farklı ve aşkın bir kardeşlik ve sevginin mevcudiyetine bağlıdır. Zaten şimdiye kadar yapılanlardan daha müessir, daha güçlü, daha farklı yeni bir şeyler söyleyip, yeni bir şeyler yapamayacaksak; farklı bir şeyler yapıyormuş gibi yüksek sesli ve yüksek frekanslı bağırıp çağırmanın da bir anlamı olmasa gerek.

282