Zulmün “hayhuy”u, zalimlerin ürperten hırıltıları, kaba kuvvetin saygısız çığlıkları, fısk u fücûrun sürekli ruhları kemirmesi, yalanın tervîç edilip hıyanetin âdiyâttan sayılması ve aldatmanın akıllılık zannedilmesi… gibi helâk edilmiş eski kavimlerin azgınlıklarına denk onca küfür ve dalâletin yanında bir de bakıyorsunuz, yeniden insanî değerlere yönelen yönelene; o zaman da izbelerde uğultu, yarasalarda telaş başlıyor ve saksağan yuvalarında bile âdeta bülbüller şakıyor. Evet, Cehennem’e sürüklenenlerin hadd ü hesabı yok, Cennet’e yürüyenler de onlardan az değil…
Yeni bir çağla beraber bir kısım mütegalliplerin bütün dünyayı en korkunç kaoslara sürükledikleri muhakkak.. onca fezâyi ve fecâyii irtikâp ederken aydınlanma, medeniyet, modernite, demokrasi, insan hakları… gibi yaldızlı kelimelerle “Herkesin kör ve âlemin sersem.” (Z. Paşa) yerine konması ayrı bir saygısızlık örneği; dahası olup biten bunca şeye “Dur!” diyecek birinin çıkmayışı, topyekün mazlumlar, mağdurlar adına öyle bir ızdırap ki hiç sorma.! Bu arada pek çok millet ve hususiyle de bunlar arasında bazı toplumların inim inim inlediğinin görmezlikten gelindiği de apaçık.. tabiî bütün bunlara “Yeter artık!” diyecek yiğitçe bir sesin yükselmeyişi ise, hepimiz için ayrı bir bahtsızlık.. yaşama hakkı, konuşma hakkı, kendini ifade etme hakkı… gibi hukukun, kuvvetlilere has bir imtiyaz hâline geldiğini bilmeyen kalmadı.. kanunların, kuvvetlileri sıyanete göre vaz’edilişi, cezaî müeyyidelerin zayıflara karşı uygulanışı, ahvâl-i âdiyeden.. her yanda bir sürü tiran, hepsi de birbirinden yaman; onlar gibi düşünmediğiniz takdirde ezilmeniz mukadder.. bunlara karşılık “hak” demeye veya “demokrasi”yi telaffuz etmeye kalksanız; “medeniyet”, “modernite”, “çağdaşlık” deyiverip sindirirler sizi ve herkesi; bunlar da şimdilerde olağan hâdiselerden…