Vahiy ve ilham, insanoğlunun melekî yanını ve fizikötesi derinliklerini işaretlemektedir. وَنَفَخْتُ ف۪يهِ مِنْ رُوح۪ي“Ona (Âdem) Ben kendi ruhumdan üfledim.”13 mantukunca Âdem’in (alâ Nebiyyinâ ve aleyhissalâtü vetteslîmât) hilâfetle serfiraz kılınması, esbab-ı mâneviye planında böyle bir nefhaya bağlı olduğu gibi, يُلْقِي الرُّوحَ مِنْ أَمْرِه۪ عَلٰى مَنْ يَشَۤاءُ مِنْ عِبَادِه۪“Allah, âlem-i emirden olan ruhu (vahyi) kullarından dilediğine indirir.”14 mazmununca, o aynı zamanda maddî-mânevî bir vesile-i hayattır.. evet ruh, hayatın biricik unsuru olduğu gibi, vahiy de insanlarda hayat-ı mâneviyenin en önemli vesilesidir. Hazreti Âdem’in (alâ Seyyidinâ ve aleyhissalâtü vesselâm) şahsında insanoğlu bu iki nimetle de pâyidâr kılınmış, yani Âdem ve evlâtları, ilk nefha-i insaniye ile potansiyel halife yapılmış, sonra da bir kısım müstaidlerin vahiy ve ilhama mazhar kılınmasıyla kimileri nübüvvetle, kimileri de vilâyetle şereflendirilmişlerdir. Burada şöyle bir tevcih ve taksim de söz konusudur: Bu ilâhî nefha ile birinci derecede madde, insanî ruhla şereflendirilmiş; ikinci derecede vahiy ve ilham unvanıyla ifade edilen bu nefha sayesinde, insan tabiatı fena ve kötü huylardan arındırılarak, mehâsin-i ahlâk ile hakikî insan olmaya yönlendirilmiş; üçüncü derecede de bu seviyedeki insanlar, hususî tevcihlerle, ruhların uçuştuğu âlemin üveyikleri hâline getirilmişlerdir.
Dipnotlar
- 13Hicr sûresi, 15/29; Sâd sûresi, 38/72.
- 14Mü’min sûresi, 40/15.