Mürîd: İrade eden, dileyen.
Mütekellim: Konuşan.
Kâdir: Her şeye gücü yeten.
Cevâd: İhsanda bulunan, cömertlik yapan.
Muksit: Adaletle hükmeden.
Esmâ-i Celâliye
Kebîr: Ululardan ulu olan.
Azîz: Yegâne galip.
Azîm: En büyük ve ulu.
Celîl: Azametli tecellî sahibi.
Mâcid: Şanlı, namlı.
Mümît: Ölümü yaratan.
Dârr: Zararları yaratan.
Müntakim: Suçluları tecziye eden.
Esmâ-i Cemaliye
Rahîm: Rahmeti bol.
Selâm: Selâmet veren.
Muhyî: Hayatı veren.
Mü’min: Güven veren/vaadeden.
Latîf: En ince noktalara kadar ihtiyaçları gören, gözeten.
Rezzâk: Gıdaları yaratıp lütfeden.
Hallâk: Her şeyi yaratan.
Evvel: Varlığının başlangıcı olmayan.
Âhir: Varlığının sonu olmayan.
Zâhir: Varlığı ayândan ayân.
Bâtın: Zât’ı, hakikatiyle ihata edilmeyen.
Karîb: Yakın.
160