İçeriğe geç

Böyle bir şâhika, her hakikat eri için, öteleri ve ötelere ait esrarı görme, bilme, duyma ve zevk etmenin yanında, canlı-cansız her nesnenin, latîf-kesîf her varlığın “mahiyet-i nefsü’l-emriyesi”ni, Yaratıcı’yla münasebetini, O’ndan geldiğini, O’na dayandığını, O’nunla kâim bulunduğunu ve neticede O’na döndüğünü/döneceğini gayet net ve vâzıh olarak görüp müşâhede etme zirvesidir. Bu zirveden varlığı temâşâ edebilenler neyin ziya neyin nur, neyin hasret neyin huzur, neyin fânî kimin bâkî, neyin zâil kimin dâim bulunduğunu, herhangi bir iltibasa girmeyecek şekilde açık olarak görür ve nazarî bilgilerini de zevkî, keşfî ve şuhûdî mârifetle teyit etmiş olurlar.

14