İçeriğe geç
4. Bölüm

İrşatta Üslup Ve Sözün Tesiri

Soru: “Emr-i bi’l-ma’ruf ve nehy-i ani’l-münker (İyiliği teşvik etme ve kötülüğe karşı uyarma)” vazifesi eda edilirken, yapma yolunda yıkımlara sebebiyet vermemek için dikkat edilmesi gereken hususlar nelerdir?

Cevap: Kur’ân-ı Hakîm’in beyanları içinde “emr-i bi’l-ma’ruf nehy-i ani’l-münker” vazifesi, en hayırlı ümmet olmanın ayırt edici bir vasfıdır. Âl-i İmrân sûresinin, كُـنْـتُمْ خَـيْـرَ اُمَّةٍ اُخْرِجَتْ لِلنَّاسِ تَاْمُرُونَ بِالْمَعْرُوفِ وَتَـنْهَوْنَ عَنِ الْمُنْـكَرِ“Siz, insanlar için ortaya çıkarılan, ma’rufu emreden, münkerden alıkoyan en hayırlı bir ümmetsiniz.”12 âyet-i kerimesi bu konuda bize hem bir müjde vermekte hem de o ulvî ve kudsî sorumluluğumuzu hatırlatmaktadır. Kur’ân-ı Mu’cizü’l-Beyan, inanan gönülleri muhatap alarak onlara diyor ki, sizler, sadece Müslümanlar için değil, bütün insanlar için çıkarılmış bir ümmetsiniz. Sizler, insanlığa insanî değerleri öğretmekle mükellefsiniz. Esasında bu duyguya, sırf kendi iradenizle uyanmış da değilsiniz. Allah (celle celâluhu), sizin kalblerinizi insanlık için açmış, sizi sahneye sürmüş ve takdir ettiği senaryoyu oynamaya muhatap hâle getirmiştir.

İşte ümmet-i Muhammed, Allah’ın kendilerine yüklediği bu emanete sahip çıkmak ve bu mükellefiyeti taçlandırabilmek için, ma’rufu (iyi olan şeyleri) insanlığın dikkatine sunup onun tahşidatını yapmalı ve münkere (kötü olan şeylere) karşı da onları uyarmalı, kötülüklerin akıbetini hatırlatarak onları bunlardan vazgeçirmenin yollarını aramalıdır. Esasen ümmet-i Muhammed’in diğer ümmetlere faikiyeti de buna bağlıdır.

Ma’ruf ve Münker

23