İçeriğe geç
1. Bölüm

Dinî Hayatı Canlı Tutan İki Dinamik

Soru: Dinî hayatı destekleyen ve canlı tutan “müeyyidât” dediğimiz vesilelerin iki önemli rüknü bulunduğu; bunlardan birinin “emr-i bi’l-mâruf nehy-i ani’l-münker” diğerinin de “rekâik” olduğu ifade ediliyor. Bilhassa günümüze bakan yönüyle bu iki hususu açar mısınız?

Cevap: Emr-i bi’l-mâruf nehy-i ani’l-münker, insanların, dinin yapılmasını emrettiği şeylere davet edilmesi, yasakladıklarından da sakındırılması demektir. Başka bir ifadeyle emr-i bi’l-mâruf nehy-i ani’l-münker; iyilik ve güzellik adına ne varsa insanlar arasında yaygınlaşmasının sağlanması, kötülük ve çirkinlik adına ne varsa ondan da insanların vazgeçirilmesi ve korunması demektir.

Farzlar Üstü Farz Bir Vazife

Bu vazifenin sistemli ve bütün toplumu kucaklayacak şekilde işlettirilmesi adına Devr-i Risalet-penahi’den itibaren farklı farklı vesileler değerlendirilmiş, hutbeler verilmiş, vaaz u nasihatler edilmiş, ders halkaları kurulmuş ve bu faaliyetler, gelenek içinde farklı desen ve şiveler kazanarak günümüze kadar devam edegelmiştir. Onun en canlı, can alıcı ve müessir olanları da tekke ve zaviyelerde cereyan etmiştir. Çünkü orada vazife yapan insanlar, büyük ölçüde millete kalblerinin sesiyle seslenmiş, mantıklarının önüne geçen vicdanlarıyla insanların gönüllerinde müessir olmaya çalışmış, latîfe-i rabbâniyenin, sırrın, belki hafî ve ahfânın diliyle onların ruhlarına nüfuz etmiş ve hem Cenâb-ı Hakk’ın esması, hem sıfatları hem de Zât-ı Baht adına muhataplarına çok şeyler ifaza ederek onları hep canlı tutmuşlardır.

1