İçeriğe geç

Malum olduğu üzere Efendimiz (sallallâhu aleyhi ve sellem) belli bir dönemde, ihtimal kabirlerle ilgili yanlış ve yakışıksız bazı telakkilerden dolayı mü’minleri kabir ziyaretinden men etmiştir. Fakat bir süre sonra bu yanlış telâkki yıkılıp gidince, “Ben, sizi kabirleri ziyaretten men etmiştim. Artık kabirleri ziyaret edebilirsiniz, o ahireti hatırlatır.”3 buyurmuştur.

Hâsılı, “emr-i bi’l-mâruf nehy-i ani’l-münker” de, “rekâik” de, vücuttaki atardamar ile toplardamarlar gibidir. Nasıl ki kılcallara kadar tüm vücudun canlılığı bunlara bağlıdır. Aynen öyle de dindeki canlılığın mevcudiyetini sürdürmesi bu iki müeyyidenin yerine getirilmesine bağlıdır. Çünkü insan, ancak bu sayede akıbeti üzerinde yoğunlaşacak hüşyar bir kalbe sahip olacak, her adımını temkin ve teyakkuz içinde atacak ve hayatının her ânını muhasebe duygusu içinde geçirecektir.

1 Bediüzzaman, Sözler s.775 (Lemeât); Mektubat s.532 (Hakikat Çekirdekleri).

2 Bediüzzaman, Lem’alar s.160-162 (On Yedinci Lem’a, On İkinci Nota).

3 Müslim, cenâiz 106; Tirmizî, cenâiz 60.

7