Birileri hem nalına hem mıhına vurabilir. Onların varlığından endişe duymadığı için kimse onlara bir şey de demeyebilir. Kötü niyetliler ise en çok kimden endişe duyuyorlarsa ona ilişirler. İşte güzergâh emniyetini sağlama adına bütün bunları göz önünde bulundurmak zorundasınız.
Siz doğru yolda yürüyebilirsiniz. Allah rızası dışında başka hiçbir şey düşünmeyebilirsiniz. İslâm’ın dırahşan (aydınlık) çehresine atılan ziftleri silmeye yönelik hareket etmeye ant içmiş olabilirsiniz. Milletiniz ve insanlık adına çok güzel düşüncelere sahip olabilirsiniz. İnsanlık birbiriyle yaka paça olmasın, birlikte huzur içinde yaşayabilsin diye büyük fedakârlıklara katlanıyor da olabilirsiniz. Fakat tek başına bunlar yeterli değildir. Bunun yanında, başkalarının duygu ve düşüncelerini de gözetmeniz gerekir. Kendinizi onlara doğru bir şekilde ifade etme, onlardaki muhtemel endişe ve korkuları izale etme gibi bir vazifeniz olduğunu da unutmamalısınız. Ne olduğunuzu, nasıl bir yolda yürüdüğünüzü, hangi hedeflere koştuğunuzu insanlara anlatmak zorundasınız.
Aynı şekilde birilerinin farklı saiklerle, Allah yolunda koşturan fedakâr ruhlar hakkında ortaya attığı iddia ve iftiralara yerinde ve ikna edici cevaplar verilmesi de çok önemlidir. İnsanlık adına, insanî değerleri yaşatmak için çalıştığımızı ve bunu da inanç sistemimizin bir emri olarak gördüğümüzü herkese duyurmalıyız. Vurgulamamız gereken şey şu: İnsanlar arasında bir sevgi atmosferi oluşturmazsak Allah katında mesul olacağımızı düşünüyoruz. Allah’ın bu dünyayı ebedî huzura yürümek için bir güzergâh olarak yarattığına inanıyoruz. Ebedî huzura ulaşabilmek de ancak buradaki sorumluluklarımızı yerine getirmeye bağlıdır. Tek dert ve niyetimiz de budur.