İçeriğe geç

Bu konuda dikkat etmeniz gereken diğer bir husus da diyaloğa geçtiğiniz insanlar bozgunculuğa yönelip yapılan manevî anlaşmayı bozduklarında hemen sizin de aynı yola başvurmamanızdır. Sabretmesini bilmelisiniz. Kur’ân-ı Kerim, وَاِنْ عَاقَـبْـتُمْ فَعَاقِـبُوا بِمِثْلِ مَا عُوقِـبْـتُمْ بِه۪ۜ وَلَئِنْ صَبَرْتُمْ لَهُوَ خَيْرٌ لِلصَّابِر۪ينَ “Ceza verecek olursanız, size yapılan muamelenin misliyle cezalandırın. Ama sabrederseniz, bilin ki bu, sabredenler için en hayırlısıdır.”33 âyetiyle sabrın faziletini vurgular. Bize düşen de hayır ve fazilet yolunu seçmek ve mukabele-i bi’l-misle (aynıyla karşılıkla verme) başvurmamaktır. Bir gün gelir Şubat fırtınası olur, başka bir gün Haziran fırtınası, diğer bir gün de Temmuz fırtınası… İtham edildiğimiz mevzulara cevap vermeli, tashih (düzeltme) ve tavzihlerde (açıklamalarda) bulunmalı, ancak bunda da tepkisel davranmamalıyız.

Diyalogda Devamlılık

Değişik vesileler oluşturarak toplumun farklı kesimleriyle diyaloğunuzu devam ettirmelisiniz. Bazen onları davet etmeli, bazen de siz onların ayaklarına gitmelisiniz. Bu konuda ne kadar argüman varsa hepsini kullanmalı, muhtemel bütün yolları değerlendirmelisiniz. Muhatap olduğunuz insanların kültürlerini, düşünce dünyalarını en iyi kim biliyorsa onu öne çıkarmalısınız. Bununla beraber Hakk’ın hatırı âlîdir, hiçbir hatıra feda edilmez. Önemli olan, oturup belirli konuları bu insanlarla müzakere edebilmeniz, aynı yerde durduğunuzu, nabzınızın hep aynı şekilde attığını onlara gösterebilmenizdir. Onlardan uzak durduğunuzda kendinizi onlara ifade edemediğiniz gibi, daha önceden sizinle ilgili bildikleri güzel şeyler varsa bunlar da unutulur gider. Bu sebeple diyalogda ısrarcı olmalı, ne yapıp edip toplumun farklı kesimleriyle münasebetlerinizi devam ettirmelisiniz.

60