İçeriğe geç

Cenab-ı Hak, gözünüzü belli ölçüde hakikate açmış, salih insanlarla birlikte hareket etme imkânı bahşetmişse size düşen, konumunuzun hakkını vermektir. İçinde bulunduğunuz şartları sürekli göz önünde bulundurarak, “Bu durumda ne yapsam, acaba nasıl bir yol takip etsem?” demelisiniz. Eğer ne yapacağınıza kendi aklınız yetmiyorsa ortak akla başvurarak işin doğrusunu bulmaya çalışmalısınız. Bazen siz, konumunuzun hakkını verme adına hangi sebeplere müracaat edeceğinizi araştırırken Cenab-ı Hak, fevkalâdeden lütuflarda bulunur ve sevk-i sübhânîsiyle sizi hayırlı bir yola sevk ediverir. Esasen günümüzde nail olduğumuz bunca nimeti başka türlü değerlendirmek hata olur.

Öte yandan, konumun hakkını vermek süreklilik ister. İhlâs kulesinin zirvesine çıkmak çok zor olsa da sürekli orada kalabilmek daha da zordur. İhlâs kulesine tırmanmak için bir birimlik bir gayrete ihtiyaç varsa orada kalabilmek için on birimliğine ihtiyaç vardır. Allah muhafaza buyursun, oradan düşen bir insan, Bediüzzaman’ın yaklaşımıyla derin bir çukura iner.85 Çıktığı kule ne kadar yüksekse düştüğü çukur da o nispette derin olur. Bu sebeple, istikametin korunabilmesi için sürekli tahkim ve tebşire (müjdelemeye) ihtiyaç vardır. Bir taraftan kimsenin kuvve-i maneviyyesini kırmamaya özen göstermeli; diğer yandan herkesin kendisini sorgulamasını sağlamalıyız. Allah’la münasebetimizi sağlam tutabilme ve konumumuzun hakkını verebilme adına sürekli birbirimize hayırhahlık yapmalıyız. Manevî beslenmeyi, okumayı, düşünmeyi, müzakereyi, derinleşmeyi ihmal etmemeliyiz ki kıvamımızı koruyabilelim.

184