İnsanlığa sunacak bir mesajı olduğunu düşünen adanmışlar sözleriyle muhataplarına bir şey anlatmadan önce tavır ve davranışlarıyla mükemmel bir temsil ortaya koymaya bakmalıdırlar. Zira söz, bir kısım tabiatlarda rahatsızlıklara sebebiyet verebilir, sağa sola çekilebilir, ondan, sizin aklınıza bile gelmeyen mânâlar çıkarılabilir. Temsil ise güven verir ve onun inandırıcılığı çok daha yüksektir. Eğer biz, Allah’ın insanlığın hayır ve maslahatı için ortaya koymuş olduğu ilâhî sistemi arızasız ve kusursuz şekilde yaşayabilirsek, insanların etkilenmemesi, büyülenmemesi mümkün değildir. Onca hırpalanmamıza rağmen hâlâ aile düzenimiz, insanî ilişkilerimiz, civanmertliğimiz insanları etkiliyorsa çok laf söylemeye lüzum yok zannediyorum. “Gelin şöyle olun, böyle yapın.” demek yerine, başkalarını çağırdığımız değerleri cezbedici ve imrendirici bir güzellikte temsil edelim. Bunu; başkası görsün diye değil, kendimiz için, Allah’la olan münasebetimiz adına, kulluğumuzun gereği olarak yapalım ve ne yapacaklarına dair kararları başkalarına bırakalım.
Doğru Üslubu Yakalama
Evet, temsil çok önemlidir; ama sözün ehemmiyeti göz ardı edilmemelidir. Temsilin yanında söze de ihtiyaç duyulan zamanlar olacaktır. Mesela temsilde kapalı kalan noktaların şerh edilmesine lüzum duyulabilir. O zaman da üsluba çok dikkat edilmelidir. Nerede, ne zaman, ne denileceği çok iyi tayin edilmelidir.
Öncelikle, muhatabımızla aramızdaki ortak noktalar öne çıkarılmalı, daha çok onlar üzerinde durulmalıdır. Zira her şeyden önce aradaki uçurumun kapatılmasına ihtiyaç vardır. Sizin anlattıklarınızla kendi düşünce sistemleri arasında bir kısım koordinatlar yakalarlarsa söylenenleri daha kolay kabul ederler. Bunun için de muhatabın tâbi olduğu din, içinde yetiştiği kültür ortamı, bilgi seviyesi ve hissiyatı göz önünde bulundurulmalı ve reaksiyona sebebiyet vermeyecek bir üslup tercih edilmelidir.