İçeriğe geç

Muhatap olduğumuz insanlar dine karşı mesafeliyse evrensel insanî değerler üzerinde durabilir, birçok meselemizi onlar üzerinden anlatabiliriz. “Hastalar Risalesi”, “İhtiyarlar Risalesi”, “İktisat Risalesi” gibi kaynaklardan hemen herkesin şöyle böyle dikkatini çekecek mevzular seçebiliriz. Namaz, oruç, zekât, hac ve kurban gibi ibadetleri anlatmamız gerekiyorsa bunların hikmetlerini ve maslahatlarını öne çıkarır, şahsî ve içtimaî hayatımıza bakan yönlerini ele alabiliriz.

Farklı din mensuplarıyla yapacağımız görüşmelerde, onların da fikir birliğine vardığı inanç esasları üzerinde durabiliriz. Bütün dinlerde şöyle böyle bir yaratıcı fikri mevcut olsa da hiçbir dinde Zat-ı Ulûhiyet, İslâm’daki gibi isim ve sıfatlarıyla detaylı bir şekilde ortaya konulmamıştır. Farklı ad ve unvanlarla Allah’tan bahsetseler de onların ulûhiyet ve rubûbiyet hakikatleri hakkındaki düşünceleri, İslâm’ın ortaya koyduğu ölçüde ve mükemmeliyette değildir. Muhataplarımızın seviyesine göre, anlayabilecekleri bir şekilde onlara bu konularda bilgi verilebilir.

Her din mensubu, kendi peygamberinin en üstün olduğuna inandığı için İnsanlığın İftihar Tablosu’ndan bahsetmemiz reaksiyona neden olabilir. Onlar, bu konuda itirazda bulunabilirler. Dolayısıyla onlarla bir araya geldiğimizde mutlak mânâda nübüvvet hakikati üzerinde durma ve peygamberlere ait vasıfları anlatma daha faydalı olacaktır. Aynı şekilde Hıristiyanlık ve Yahudilikte net çizgileriyle ortaya konmuş ve İslâm’da olduğu ölçüde çerçevesi belirlenmiş bir haşr u neşr akidesi yoktur. Siz, Kur’ân’ demeden, Allah Resûlü’nden bahsetmeden âyet ve hadislerde anlatılan hususları net bir şekilde ortaya koyduğunuzda zannediyorum gönül rahatlığıyla kabul edeceklerdir.

225