İçeriğe geç

Âyetin sonunda ise fezleke olarak şöyle buyrulur: وَمَا كَانَ اللّهُ لِيَظْلِمَهُمْ وَلٰكِنْ كَانُۤوا أَنْفُسَهُمْ يَظْلِمُونَ“Onlara Allahzulmetmedi, fakat onlar kendi kendilerine zulmettiler.” Zulmetme; haddini bilmeme, hak, hukuk, sınır tanımama, küstahlıkta bulunma ve hakka karşı meydan okuma demektir. İşte Ankebût sûre-i celîlesinde, mezkûr âyetten önce peygamberlerine karşı küstahlık yapan, haddini aşan, taşkınlıkta bulunan kavimler anlatılmış, başlarına gelen belâlar zikredilmiştir. Âyet-i kerimenin sonunda ise, Cenâb-ı Hakk’ın –hâşâ– onlara zulmetmediği, onların ancak müstehak oldukları cezaya çarptırıldıkları ve aslında onların yaptıkları zülum ve işledikleri azim günahlarla, kendi kendilerine zulmedip bunu kendi kendilerine reva gördükleri ifade edilmektedir.

Günahlarını Alenîleştirenlerin Ötede Karşılaşacağı Muamele

Sorunuzun ikinci kısmına gelince; Peygamber Efendimiz bir hadis-i şeriflerinde: كُلُّ ابْنِ أٰدَمَ خَطَّاءٌ وَخَيْرُ الخَطَّائِينَ التَّوَّابُونَ“Bütün insanlar hata işleyebilirler. Ancak hata işleyenlerin enhayırlısı, tevbe ile yeniden Allah’a dönenlerdir.”4 buyurmuşlardır. Evet, insan hata ve günah işleyebilir. Ancak işlenen günahı setretmek ve kimseye faş etmemek esastır. Çünkü Hazreti Ruh-u Seyyidi’l-Enâm (aleyhi elfü elfi salâtin ve selâm) Buhârî’de geçen bir hadis-i şerifte: كُلُّ أُمَّتِيمُعَافًى إِلَّا الْمُجَاهِرُونَ“Günahı alenî işleyenlerin dışında ümmetimin hepsiaffa mazhar olacaktır.” buyurmuşlar; daha sonra da kişinin geceleyin işlediği ve Allah’ın da affettiği bir günahı sabah olunca başkalarına anlatmasını alenî günah işlemenin bir çeşidi olarak saymışlardır.5 Böylece o kişi, Allah’ın örttüğü bir hatayı kendisi açmış, günahını halkın içinde anlatıp insanları o günaha şahit tutmakla, bir mânâda kendi elini kolunu bağlamıştır. Bunun neticesinde ise, o davranış, ahirette kendi aleyhine değerlendirilecek bir husus olarak karşısına çıkacaktır.

300