İçeriğe geç
8. Bölüm

Vesileperestlik Afeti Ve Hakk’ın Hoşnutluğu

Soru: Mü’minlerin kalb ve zihin dünyalarını tehditeden beş büyük afet sayılırken; “menkıbelerle yetinerek geçmişle avunma, selefitenkit etme, ülfet ve ünsiyete yenik düşme, istişaresiz hareket etme”gibi hususlar ifade edildikten sonra beşinci büyük felaket olarak vesilelerigaye edinme mevzuu üzerinde duruluyor. Vesileleri gaye edinme, bilhassa günümüzşartları içinde hizmet etmeye çalışan fertler için nasıl bir tehlikedir?İzah eder misiniz?

Cevap: Gaye ile âdeta hemhudut en büyük bir vesile dahi olsa, vesile ve gayenin tamamen farklı şeyler olduğu muhakkaktır. Bu farklılığı anlayabilmek, vesile ve gayeyi kendi konumuna göre sağlıklı bir şekilde değerlendirebilmek için abdestle namaz arasındaki münasebete bakabiliriz. Malum olduğu üzere, namaz kılmak niyetiyle aldığımız abdest, namaz için sadece bir vesiledir. Fakat farza vesile olduğundan o da bir yönüyle farzdır ve çok önemlidir. Hatta abdest almadan önce yapmamız gereken ıtrahat, temizlenme ve istibra gibi bazı hazırlıklar da abdestin tamamiyeti açısından bir vesiledir. Ne var ki, vesile de olsa bütün bunlar, önemli bir ibadeti yerine getirmeye hazırlık nevinden olduğundan her biri insan için ayrı bir sevap kaynağıdır. Yani, abdest alma niyetiyle lavaboya yöneldiği andan itibaren bir mü’minin attığı adımlar, çektiği sıkıntılar, temizlenme adına gösterdiği cehd ve sonrasında istibra hesabına yaptığı amellerin hepsi, Allah’ın izn u inayetiyle, ona ibadet ü taat sevabı kazandırır.

65