Bu noktada Efendiler Efendisi’nin (aleyhissalâtü vesselâm) şu ikaz ve tavsiyesi bizim için çok önemlidir. O buyuruyor ki, “Tefekküre denk ibadet yoktur;öyle ise gelin Cenâb-ı Hakk’ın nimet ve kudreteserlerini tefekkür edin! Ama zinhar Zât-ı Bârî’yi tefekkürekalkışmayın; zira O, insan düşüncesini aşan bir mevzudur.”6 Evet, Cenâb-ı Hakk’ın asarını tefekkürde derinleştikçe derinleşelim ama Zât-ı Bârî’yi tefekküre kalkışmayalım. Çünkü Zât’ı tefekkürde değişik mülâhazalara girme söz konusu olabilir. Halâ-melâ, ezel-ebed mülâhazaları kafamızı karıştırabilir. Görüyoruz ki, Zât’ı mülâhazaya alan insanlar –elfü elfi neûzü billâh– türlü türlü sapıklıklara sürüklenmiş, meselâ bazıları, kozmik enerji, yoğunlaşmış enerji deme gibi haltlara girmişlerdir. Günümüzde din şeklindeki bazı organizasyonlarda bu türlü beyanlara şahit olabilirsiniz. Meselâ meditasyon gibi faaliyetlerle varılmak istenen hedef, güya kuyruk sokumundaki kozmik enerjiyi geliştirmek suretiyle, kâinatta hükmeden kozmik enerjiyle bütünleşmeyi sağlama gibi hezeyanlardır. Hatta Müslümanların içinde neş’et eden insanlarda bile bu türlü hezeyanları telaffuz edenler olmuştur. İsim tasrih ederek hem meseleyi daraltıp, hem de gıybete girmeyelim. Zira bir mü’min olarak gıybetin o kadarından bile kaçınmamız gerekir. Burada asıl üzerinde durulması gereken husus, insanın kendi güç, imkân ve sınırlarını bilmesidir. İşte yukarıda zikrettiğimiz hadis-i şerifle Allah Resûlü (sallallâhu aleyhi ve sellem) bizleri Zât hakkında düşünmekten nehyetmek suretiyle düşenebileceğimiz sahanın sınırlarını belirlemiş ve sırat-ı müstakîmden sapmamamız adına önümüze bariyerler koymuştur. Demek ki, beşerî imkân ve iktidarlarımızın sınırına gelince haddimizi aşmayacak, o noktada لَا حَوْلَ وَلَا قُوَّةَ إِلَّا بِاللّهِ diyerek Cenâb-ı Hakk’a sığınıp O’nun asarını tefekküre dalacağız. Recaizade Ekrem’in dediği gibi, kâinat muhteşem bir kitaptır, hangi harfi yoklasan altından hep Allah’a iman çıkar. Bu açıdan okuyup değerlendirmemiz mümkün olan, yorum ve analize açık bulunan sahalarda dolaşacak; terkip, tahlil, sentez ve analizlerimizi aşan mevzulara ise asla girmeyeceğiz/girmememiz gerekir.
Dipnotlar
- 6 et-Taberânî, el-Mu’cemü’l-evsat 6/250; el-Beyhakî, Şuabü’l-îmân 1/136.