Bazen de ortaya konulan amel, sırf başkalarına gösterme-duyurma gibi bir maksada matuf olmamakla beraber, şahıs o ameli yerine getirirken, amelin keyfiyetini derin gösterme gibi bir inhirafa kendini kaptırabilir. Meselâ şahıs, yalnız olduğu bir yerde namaz kılarken tadîl-i erkâna riayet etmeden onu geçiştirivermektedir. Öyle ki, bir kere dahi سُبْحَانَ رَبـّـِـيَ الْعَظِيمِ“Yüceler Yücesi Rabbimi tenzih ü takdis ederim!”2 deyip demediği anlaşılmayacak şekilde rükûa gitmesi ile kalkması bir olmakta; rükûdan kalktıktan sonra da tam doğrulmadan hemen secdeye gitmektedir. Secdedeki hâli de rükûdan farklı değildir. Hâlbuki fukahadan bazıları en az üç defa, her harfin hakkını vererek, tastamam bir şekilde سُبْحَانَ رَبـّـِـيَ الْأَعْلٰى“Tenzih ü takdisederim Yüceler Yücesi Rabbimi!”3 diyecek kadar secdede durmayı secdenin eksik olmaması için gerekli görmüşlerdir. Şimdi yalnız bulunduğu zaman, bu şekilde –bağışlayın– “süb.. süb..” diyerek rükûu ve secdesini geçiştiren bir insan, başkalarının yanında özene bezene namaz kılıyor gibi bir tavır içine giriyorsa, hadisin beyanıyla o şahıs, “gizli şirk” kokan bir davranışta bulunuyor demektir. Evet, o tür davranışlara şirk bulaşır. Çünkü orada Allah ve rıza-yı ilâhî mülâhazası gözetilmemiş, aksine başkalarının hoşnutluğu nazar-ı itibara alınmıştır. Hâlbuki dışa akseden derinlik kalbde varsa bir kıymet kazanır. Yoksa kendini beğendirmeye yönelik derin görünme çok tehlikeli bir durumdur ve hafizanallah kişi mü’min de olsa onun defterine bu bir şirk ameli olarak kaydedilir.
Dipnotlar
- 2 “Büyük ve yüce olan Rabbimi her türlü noksandan tenzih ederim.” (Müslim, salâtü’l-müsâfirîn 203; Tirmizî, salât 79; Ebû Dâvûd, salât 147)
- 3 “En yüce olan Rabbimi her türlü noksandan tenzih ederim.” (Müslim, salâtü’l-müsâfirîn 203; Tirmizî, salât 79; Ebû Dâvûd, salât 147)