İçeriğe geç

Bütün bunlardan dolayı, bırakın halktan iltifat ve alkış beklemeyi, istemediğiniz hâlde size gösterilen iltifat ve teveccühler karşısında dahi: “Allahım ben bu işi bu insanlar alkışlasınlar diye yapmamıştım. Ama onlar ‘maşaallah’, ‘barekallah’ deyip takdir ediyorlar. Ben bu kadar alkışla bu ameli devam ettirebilir miyim yoksa gurur ve fahre düşüp kaybedenlerden mi olurum, bilemiyorum. Bundan dolayı Allahım, aczimi-zaafımı itiraf ediyor, Senden altından kalkamayacağım, boynumu kıracak şeyleri bana yüklememeni niyaz ediyorum.” deyip kalb safvetiniz için alkış ve takdirlerden rahatsızlık duyup samimiyet peşinde olmalısınız. Hatta bir yönüyle o alkışları istidraç saymalı ve “Bu ölçüde lütufların başımdan aşağı yağdırılması acaba benim yavaş yavaş helake sürüklenmemin takdir buyrulduğu mânâsına mı geliyor? Eğer öyleyse Allahım, Senden diliyor ve dileniyorum, ne olur bahtına düştüm, şımartıp küstahlaştıracak hiçbir alkış ve takdiri, iltifat ve teveccühü bana nasip eyleme!” mülâhazasıyla hareket etmelisiniz. Çünkü eğer insan halkın teveccühüne aldanır, muvaffakiyetleri kendi güç, kuvvet, iktidar, bilgi ve kabiliyetine bağlarsa o vakit, kazanma kuşağında kayıpların en acısını yaşıyor demektir.

204