Bakara sûre-i celîlesindeki وَإِنْ تُبْدُوامَا فِۤي أَنْفُسِكُمْأَوْ تُخْفُوهُ يُحَاسِبْكُمْ بِهِ اللّهُ فَيَغْفِرُ لِمَنْ يَشَۤاءُ وَيُعَذِّبُ مَنْ يَشَۤاءُ“İster birşeyi açığa vurun isterse içinizde tutun! Allah onunla sizi hesabaçekecektir.”6 âyet-i kerimesi indiğinde de benzer bir durum yaşanmıştı. Cenâb-ı Hak bu âyet-i kerimede, azim ve cehdleri söz konusu olmasa, tavır ve davranışlarına aksetmese dahi, hayalleri kirleten, tasavvurları bulandıran, taakkule bir çelme takan yani fiil hâline gelmese de bir yönüyle fiile dönüşmesi istikametinde tetikleyici bir fonksiyonu bulunan münasebetsiz tahayyül ve tasavvurlardan hesaba çekileceklerini ifade buyuruyordu. Her şeyi çok iyi okuyan, çok iyi anlayan ve çok iyi değerlendirmeye tâbi tutan sahabe-i kiram efendilerimiz bu âyet nazil olunca öyle ızdırap duymuşlardı ki, yaşadıkları bu hâli gökten düşmekten daha ağır bir durum olarak ifade etmişlerdi. Bundan dolayı bir kez daha, yine bir alın nasırlaşması, yine dizlerin nasır bağlaması ve yine maratonu kazanma adına meseleyi çok yüksek tutma, çıtayı yüksek bir noktaya koyarak değerlendirme söz konusu olmuştu. Evet, onlar Allah’a öyle bir teveccühte bulunmuşlardı ki, bu teveccühleriyle bir kez daha rüşdlerini ispat etmişlerdi. Onlar bu imtihanı kazanınca Cenâb-ı Hak da Bakara sûresinin son iki âyet-i kerimesini inzal buyurarak meseleyi tadil buyurmuştu.7
Keyif ve Zevkle İçilen Bir Çayın Hesabı
Dipnotlar
- 6 Bakara sûresi, 2/284.
- 7 Müslim, îmân 199; Ahmed İbn Hanbel, el-Müsned 2/412.