Basiret Üzere Davet
Soru: Farklı kültür ve anlayışların iç içe girdiği, dünyanın âdeta bir köy hâline geldiği günümüzde, ruhumuzun ilhamlarını başkalarına duyurmaya çalışırken, yanlış anlama ve olumsuz tepkilere sebebiyet vermemek için hangi hususlara dikkat edilmelidir? İzah eder misiniz?
Cevap: Kur’ân-ı Kerim, Yûsuf sûresinde geçen, قُلْ هٰذِهِ سَبِيلِۤيأَدْعُۤو إِلَى اللّٰهِ عَلٰى بَصِيرَةٍ أَنَا وَمَنِ اتَّبَعَنِي“De ki: İştebenim yolum! Ben Allah’a –körü körüne değil– basiret üzeredavet ediyorum.. bana tâbi olanlar da öyle…”1 âyetiyle Resûl-i Ekrem Efendimiz’in (sallallâhu aleyhi ve sellem) irşad ve tebliğ vazifesini basiret üzere gerçekleştirdiğine dikkatleri çeker. Âyette; هٰذِهِ سَبِيلِي“İşte benim yolum budur!” dendikten sonra, أَدْعُۤو إِلَى اللهِ عَلٰى بَصِيرَةٍ“Ben, Allah’a basiret üzere davet ediyorum.” buyrulmaktadır. Bu ifadeyi, “Benim hakka davetim, irşad ve tebliğim, iyilik ve güzellikleri teşvik ve telkin adına ortaya koyduğum vesileler insan aklına, insan mantığına, insanın anlayış ve idrakine zıt değildir.” şeklinde anlayabiliriz. Demek ki, insanlara hitap edilirken, onların idrak seviyeleri, anlayış kabiliyetleri, neş’et ettikleri kültür ortamları, tarz-ı telâkkileri hiçbir zaman nazardan dûr edilmemelidir. Diğer bir ifadeyle, muhatap olunan toplumun genel karakterini doğru okuma ve anlatılacak hususları onların hususî durumlarına ve kültür seviyelerine uygun olarak anlatma irşad ve tebliğde çok önemlidir.
Dipnotlar
- 1 Yûsuf sûresi, 12/108.