İçeriğe geç
3. Bölüm

Kulluk Ve Tebettül

Soru: İbadetleriCennet arzusu, Cehennem korkusu, mehâbet duygusu ya da abd-mabudşuuruyla eda etme açılarından tebettül nasıl anlaşılmalıdır; bu zaviyeden tâcirân, bendegân, sâdikân ve âşikân zümrelerinin hususiyetleri nelerdir?

Cevap: Daha önce de değişik vesilelerle ifade edildiği üzere, insanda Cennet arzusu, Cennet’i isteme mevzuu başka bir meseledir, ibadetleri böyle bir arzu ve isteğe bağlama ise tamamen başka bir meseledir. Evet, insanda Cennet arzusu olmalıdır. Ancak ibadet, kat’iyen Cennet arzusuyla eda edilmemeli ve Cennet’e girmenin bir vesilesi veya basamağı olarak görülmemelidir. Belki kulluk vazife ve mesuliyetlerimiz, Kudret-i Bînihaye ve Rahmet-i Nâmütenâhî’ye sunulan ubûdiyet veya derecesine göre ubûdet olarak görülmelidir. Cennet’e girme meselesi ise Cenâb-ı Hakk’ın lütfundan ekstra olarak beklenmelidir. Bunu teyit eden bir hadis-i şeriflerinde Peygamber Efendimiz (sallallâhu aleyhi ve sellem): “Hiç kimse ameliyle Cennet’e giremez.” buyurur. Bunun üzerine sahabe-i kiram: “Siz de mi yâ Resûlallah?” diye sorar. Sahabe efendilerimizin kendi durumlarını belirleme adına Resûl-i Ekrem Efendimiz’e böyle bir soru sorması onların firaset enginliğine delâlet eder. Yani mesele Efendimiz (aleyhissalâtü vesselâm) gibi bir insanda test edilirse, kendi durumlarını anlamaları daha kolay olacaktır. Bunun üzerine Peygamber Efendimiz şöyle buyurur: وَلَا أَنَا إِلَّا أَنْ يَتَغَمَّدَنِيَ اللّٰهُ بِرَحْمَةٍ مِنْهُ وَفَضْلٍ“Evet ben de amelimle Cennet’e giremem. Ancak Cenâb-ı Hak rahmetiyle beni sarıp sarmalarve fazlıyla ve ekstra lütuflarıyla serfiraz kılarsa o müstesna.”1

22