Belki bazılarımız bu ölçüde bir hayat yaşamayı çok zor görebilirler. Fakat biz, zora talip olmuşuz. Unutmamalıyız ki Cenâb-ı Hakk’ın Efendimiz’e hitaben ifade buyurduğu: وَلَلْاٰخِرَةُ خَيْرٌ لَكَ مِنَ الْأُولٰى“Ahiret, öncü olan bu dünyadan senin için daha hayırlıdır.”229 âyet-i kerimesi bizim için de geçerlidir. Başka bir âyet-i kerimede de Allah Teâlâ, bunun aksini düşünenleri şu ifadeleriyle tevbih etmiştir: كَلَّا بَلْ تُحِبُّونَ الْعَاجِلَةَ وَتَذَرُونَ الْاٰخِرَةَ“Gerçek şu ki: Siz bu peşin dünya hayatına çok düşkünsünüz. Onun için âhireti terk edip durursunuz.”230
Hazreti Pîr de: “Evet يَسْتَحِبُّونَ الْحَيٰوةَ الدُّنْيَا عَلَى الْاٰخِرَةِ231 âyet-i kerimesinin işaretiyle, bu asır, hayat-ı dünyeviyeyi hayat-ı uhreviyeye, ehl-i İslâm’a da bilerek, severek tercih ettirdi.” demiştir.232 Yani o, ahir zamandaki en büyük bir felâket olarak dünya sevgisinin ahiretin önüne geçmesini göstermiş ve yukarıdaki âyetin asrımıza baktığını söylemiştir. يَسْتَحِبُّونَ fiilinin muzari sigasıyla geldiğini göz önüne alacak olursak, bu durumun uzun bir süre devam edeceğini anlayabiliriz. Dolayısıyla önümüzdeki yıllarda da dünya hayatını, bilerek ahiret hayatına tercih etme anlayışının devam edeceği söylenebilir. Seyyid Kutup herhâlde bu gibi hususları göz önünde bulundurarak, bir kitabına, هَلْ نَحْنُ مُسْلِمُونَ “Biz Müslüman mıyız?” ismini vermiştir. Gerçi Ebû Hanife’nin Fıkh-ı Ekber’deki ifadelerine göre böyle bir tereddüt insanı küfre düşürür.233 Fakat, “Biz nasıl Müslümanız!” mânâsında bunu kullanmada bir mahzur yoktur. Veya bu anlayışa, “Nerede İslâmiyet, nerede biz” bakış açısı da diyebilirsiniz. İstiklâl Şairimiz de:
mısralarıyla aynı derde işaret etmiştir.