O büyük şahsiyet hakkında ileri geri konuşanlar bilmiyorlar ki, o, yarım asır koskocaman bir coğrafyada insanların mutluluk ve huzur içinde yaşamalarını temin etmiş, emniyet ve asayişin bekçiliğini yapmıştır. Günümüzde olduğu gibi fesat, terör ve şekavet o gün de vardı. Hem de etrafı çepeçevre sarmıştı. Ancak o insanlar, rahatlarını terk etmiş, tehlikelere karşı göğüslerini germiş ve bütün bu problemlerin üstesinden gelmişlerdi. Ben şu dar dairede gelip bana toslayan gaileler karşısında, Kanuni ve Yavuz’un başına gelenleri düşünüyor ve biraz olsun o büyük şahsiyetlerin hâlini tahmin etmeye çalışıyorum. Zannediyorum benim ömür boyu başıma gelen sıkıntıları onlar bir gecede yaşıyorlardı.
Evet, biz onların bir günde çektikleri sıkıntıyı ömür boyu çekmiyoruz. Bazı şeyleri anlatmak dile kolay geliyor, ancak çekilen o sıkıntılar bizim başımıza gelseydi zannediyorum altında kalır ezilirdik.
Onların bu hususiyetinden olsa gerek, onlar daha dünyaya gelmeden evvel bazı ehlullah Osmanlı Devleti’ni nazara vermiş ve Râşit Halifelerden sonra onları zikretmiştir.93 Ama neylersiniz ki, onlardaki bu enginlik, derinlik, hasbîlik ve ihlâsı görememiş, ecdadından bîhaber tâli’sizler, o büyük insanları farklı kalıplar içinde sunuyor, yalan yanlış isnatlarla zihinleri bulandırıyor ve böylece büyük bir zulüm ve haksızlık yapıyorlar. Rabbim, hak ve hakikate gözlerimizi açsın ve böyle azim bir zulüm ve haksızlığı irtikâp etmekten hepimizi muhafaza buyursun!
86 Sâd sûresi, 38/82.
87 A’râf sûresi, 7/17.
88 Ebû Dâvûd, edeb 100; Ahmed İbn Hanbel, el-Müsned 2/25.
89 Bkz.: Rahman sûresi, 55/15.
90 Bkz.: Âl-i İmrân sûresi, 3/33.
91 Bkz.: es-Semerkandî, Tenbîhü’l-gâfilîn s.763.
92 Müslim, münâfıkîn 67; Ahmed İbn Hanbel, el-Müsned 3/314.