İçeriğe geç

İman ve Kur’ân’ın güzelliklerini gönüllere duyurma niyet ve amelinde de aynı husus geçerlidir. Zira, Cenâb-ı Hak: وَالَّذِينَ جَاهَدُوا فِينَا لَنَهْدِيَنَّهُمْ سُبُلَنَا“Şayet onlar insanların gönülleri ile Benim aramdaki engelleri bertaraf ederek gönülleri Allah’la buluşturma mücahedesi içinde bulunurlarsa, Ben de tek yolla değil, pek çok yolla onları Kendime ulaştırırım.”28 buyuruyor. Hazreti Pîr, bir yerde اَلطُّرُقُ إِلَى اللّٰهِ بِعَدَدِ أَنْفَاسِ الْخَلَائِقِ “Allah Teâlâ’ya giden yollar mahlûkatın solukları sayısıncadır.”29 hakikatini nazara veriyor.30 Evet, Allah’a ulaştıran yollar pek çok olduğuna göre insan biriyle olmazsa öbür yolla Allah’a ulaşabilir. Meseleyi sofî bakış açısına göre misallendirecek olursak şöyle de diyebiliriz: Nakşî yolu da, Kadirî yolu da, Şâzilî, Rufaî, Bedeviye, Halidî ve Melâmî yolu da hepsi O’na ulaşır. Bu açıdan, farklılıklar küsme mevzuu yapılmamalı, bu tür mevzularda kıskançlık ve rekabete girilmemeli ve aynı zamanda, “alan ihlâl edildi”, “alanımıza girildi” gibi mülâhazalara prim verilmemelidir.

Evet, inanan gönüller olarak biz, kardeşlerimize karşı olabildiğince yumuşak ve mülâyim olmalı, yutağı incitmeden gırtlaktan aşağı akabilecek duygu ve düşüncelere sahip bulunmalı ve bu duygu ve düşünceleri de aynı yumuşaklık ve mülâyemet içinde sunmasını bilmeliyiz.

“Allah’ın Eli Cemaatle Beraberdir”

33