İçeriğe geç

Evet, bir hadis-i şerifte ifade edildiği gibi, مَنْ كَرِهَ لِقَاءَ اللّٰهِكَرِهَ اللّٰهُ لِقَاءَهُ“Allah’a kavuşmaktan hoşlanmayan kimseyle Allah da mülâkî olmayı istemez.” İşte, Allah’a kavuşmayı arzulama, ölüme hazır olma demektir; ahirete, haşre, yeniden dirilmeye kat’i inanma ve ebedî saadeti yakalama azm ü gayreti içinde bulunma demektir. Samimi bir kulun hâli de budur; o öteyi “sevgililer diyarı” ve “ebedî saadet yurdu” olarak bilir. Bilir de tertemiz olarak oraya gidip onlara kavuşmak için bu dünyada da hep saf ve duru bir hayat yaşayarak yolculuğa hazır, ötelere müştak bir tavır sergiler.

Bununla beraber, bazı büyük zatların zahiren bakıldığında ölümden korktukları zannını hâsıl edecek sözleri olabilir. Vazife ve misyon itibarıyla yapacakları şeylerle alâkalı olarak, onların hayatta kalmalarına bağlı bazı hususların ihmali ve sarsılması endişelerini, bir korku şeklinde algılama muhtemeldir. Meselâ, “Ben ölürsem beni örnek alanlar, nasihatlerimi dinleyenler dağılır; vahdetlerini koruyamazlar. Yapılması gerekli olan şeyler aksar, kulluk vazifelerinde gevşeklik gösterebilirler.” gibi mülâhazalar olabilir.

218