Evet, namazın, şartlarından ve rükünlerinden oluşan dış yapısının yanı sıra bir de hâlis niyet, huşû ve hudûdan ibaret olan iç yapısı vardır. Namazı iç ve dış bütün parçalarıyla yerine getirmeye, bunu sürekli yapmaya ve hep aynı hâl üzere kullukta devamlı olmaya “ikâme” denmektedir. Merhum Elmalılı Hamdi Yazır’ın da ifade ettiği gibi, bu kelimenin bir mânâsı da “dikmek” veya “doğrultmak”tır. Dolayısıyla, “ikâme” tabiriyle, namaz, ancak cemaat ile kaldırılabilecek büyük bir direğe benzetilir ve onun güzelce dikilmesi suretiyle o yüksek din binasının inşa edilip ayakta tutulabileceği vurgulanır. Nitekim, Allah Resûlü de “Namaz dinin direğidir.”3 buyurmuştur. Bu açıdan da, namaz hem sırf Allah rızası için olmalıdır hem de “ikâme”nin mânâlarına uygun olarak eda edilmelidir.
Münafığa En Ağır Gelen Namaz
Dipnotlar
- 3 el-Beyhakî, Şuabü’l-îmân 3/39; el-Hakîm et-Tirmizî, Nevâdiru’l-usûl 3/135, 136.