“Himmetiniz, şevke gelip meydana çıktığı vakit, en evvel düşman-ı şedit olan yeis (ümitsizlik) rast gelir, onun kuvve-i mânevîyesini kırar. Siz o düşmana karşı لَا تَقْنَطُوا“Ümidinizi kesmeyiniz.”7 kılıcını istimal ediniz. Sonra meylü’t-tefevvuk istibdâdı (üstün olma tutkusu) hücuma başlar. Siz كُونُوا لِلّٰهِ“Allah’ın rızasıdairesinde olunuz.” hakikatini o düşmana gönderiniz. Sonra sebepler zincirindeki sırayı atlamakla her şeyi karıştıran acûliyet (acelecilik) çıkar, himmetin ayağını kaydırır. Siz اِصْبِرُوا وَصَابِرُوا وَرَابِطُوا وَاتَّقُوا اللّٰهَ“Sabırlı olun, birbirinize metanet tavsiye ederek sabırda yarışın, daima hazırlıklı ve uyanık bulunun.”8 kalkanını siper ediniz sonra tabiatı itibarıyla medenî olan insanın âmâlini dağıtan fikr-i infirâdi (bencillik) ve tasavvur-u şahsî karşı çıkar.” Siz de خَيْرُ النَّاسِ أَنْفَعُهُمْ لِلنَّاسِ“İnsanların en hayırlısı onlara en yararlı olanıdır.”9 hakikatini onun karşısına çıkarınız. (…) Sonra da umum meşakkatin anası ve umum rezaletin yuvası olan “meylürrahat” (rahat etme arzusu) gelir; himmeti bağlayıp sefalet zindanına atar. Siz de لَيْسَ لِلْإِنْسَانِ إِلَّا مَا سَعٰى“İnsan için çalıştığından başkası yoktur.”10 mücahidini ona gönderiniz. Evet, size meşakkatte büyük rahat vardır. Zira fıtratı müteheyyiç olan insanın rahatı sa’y ve cidâldedir.”11
Dipnotlar
- 7 Zümer sûresi, 39/53.
- 8 Âl-i İmrân sûresi, 3/200.
- 9 Bkz.: et-Taberânî, el-Mu’cemü’l-evsat 6/58; el-Beyhakî, Şuabü’l-îmân 6/117.
- 10 Necm sûresi, 53/39.
- 11 Bediüzzaman, Münazarat s.132-133.