İşte, sadece şu hâdise bile, dini kendisinden öğrendiğimiz Zât’ın kul hakkı konusunda ne kadar hassas olduğunu gösterir ve bizi de herkesin hukukunu gözetmeye çağırır. Hele söz konusu bir yetimin hakkı ise, dinimiz o meseleyi daha baştan belli hükümlere bağlamıştır. Kur’ân-ı Kerim, mü’minlerin yetim malı yemeleri bir yana o mala yaklaşmalarını dahi mahzurlu saymış, pek çok âyet-i kerimeyle bu hususta dikkatli olunması gerektiğini nazara vermiş ve “Yetimlerin mallarını haksız yere yiyenler, aslında karınları dolusu ateş yerler. Onlar, yarın harıl harıl yanan bir ateşe gireceklerdir.”12 ikazında bulunmuştur. Duhâ sûresinde de “Sakın yetimi güçsüz bulup hakkını yeme, sakın onu küçümseyip üzme.”13 buyurmuştur.
Öyleyse, bir Müslüman bütün davranışlarını ve muamelelerini ötede hesabını vereceği mülâhazasına bağlamalıdır. Üzerinde başkasına ait bir arpa kadar hak varsa, ondan dolayı da hesaba çekileceğini düşünmeli ve daha hayattayken o haktan kurtulmanın yollarını aramalıdır.
Ödenmemiş Haklarla Öteye Gitmemeli
Dipnotlar
- 12 Nisâ sûresi, 4/10.
- 13 Duhâ sûresi, 93/9.