Şu kadar var ki, Ferîd-i Kevn ü Zaman Efendimiz’in şemâil-i hakikîyesiyle görülmemesi sadece vicdanın ve gönlün paslı olmasından değildir. Bazen rüyayı gören zatın veya onun temsil ettiği davanın, hareketin ya da milletin başına gelecek bir kısım musibetlerden ötürü Hüzün Peygamberi’nin mahzuniyet ve mükedderiyeti misal âleminden o şekilde temessül edebilir. Nitekim, Mahzun Nebi, rengi değişmiş, eski elbise giymiş veya bir azası eksilmiş görülürse, bu rüya o yerde dinin zayıflamasına ve bid’atların yaygınlaşmasına delalet eder. Belki, Resûl-i Ekrem’i (sallallâhu aleyhi ve sellem) o rüyada gören kimse Hak katında çok makbul ve mahbub bir insandır, gönül dünyası açısından da kusursuzdur; fakat, Sultan-ı Rusûl’ün, sevdiği o insanın nazarına temessülü herhangi bir hâdiseye karşı iç âlemindeki durum itibarıyla olur. Meselâ, mühim işleri omuzunda taşıyan bir zata, İki Cihan Serveri Efendimiz, gözleri yaşlı ve sakalını tıraş etmiş olarak mahzun bir çehre ile zuhur edebilir. Bunun mânâsı –Allahu a’lem– şudur: O zatın, dolayısıyla da davasının başına gelecek bir badireden ötürü, Hakikat-i Ahmediye müteessir olduğundan Şânı Yüce Nebi kendi şekl-i hakikîsinin dışında görülmüş ve bir bakıma o işi teessürle karşıladığını ifade buyurmuştur.