İçeriğe geç

Can Dostlar,

Bu kitap için isim istediğimizde muhterem Hocamızın dudaklarından dökülen “Vuslat Muştusu” terkibini duyunca, Yakup Nebi’nin hicranı ve Hazreti Yusuf’un gömleği geldi hemen aklıma.

Çünkü, bizim iklimin ikindi sohbetlerinde de Yusuf’un bişâret kokulu gömleğinden akıp geliyormuş gibi bir râyiha yayılır etrafa… Heyecana kapılır Muzdarip Hatibi dinleyenler, sanki bir müjde ulaşmış gibi ukbâdan ruhlara… Samimî gönülden kopup gelen cümleler vesilesiyle meclisi saran meltem, visâlin saadet televvünlü haberlerini taşır; sabır taşını çatlatan yıllanmış intizarlardan artık yorulmuş ve ışığı sönmeye yüz tutmuş gönül gözlerine ziya akıtır. Vuslat esintileri her yanı kuşatır.

Vuslat; erişmek, varmak, ulaşmak ve sevgiliye kavuşmak demektir.

Vuslat; hicran, firkat, firak, fasl, infisal ve inkıta perdelerini yırtıp Dost ile halvete ermek mânâsına gelir.

Kavuşulacak kişinin ya da nesnenin kimliğine veya keyfiyetine göre farklı farklı visâller vardır. Hatta Mahbûb-u Hakikî’nin maiyyetine mazhariyette de pek çok mertebe ve duyup hissetme seviyesi mevzubahistir.

Mecnun ile Leylâ, Kerem ile Aslı, Ferhat ile Şirin, Kamber ile Arzu ve Vâmık ile Azrâ gibi nice âşıkların buluşmaları mecazî muhabbetin misalleri sayılsa da; hoca-talebe, baba-oğul, anne-kız, ağabey/abla-kardeş ve uzak yakın akrabanın birbirine kavuşması Cenâb-ı Hakk’ın merhametini celbeden bir sıladır.

İki müstait ve donanımlı ruhun bir araya gelişini, iki deryanın el ele verişini; ferden ferdâ zor ulaşılabilecek zirvelere beraberce birdenbire yükselişlerini; mârifet, muhabbet ve aşk u şevk şâhikalarına otağlarını kuruşlarını ve böylece kendi çağlarını aydınlattıkları gibi sonraki asırlara da feyizler yağdırışlarını temsil eden Hazreti Mevlâna ile Şems-i Tebrizî’nin visâli gibi buluşmalar ise müjdesinin yalanına dahi servet ü sâmân, hakikati uğruna ise ruh u can feda edilebilecek birer vuslattır.

3