Takdim Yerine
Ezelden gelip ebede giden Kur’ân-ı Mu’cizü’l-Beyan, bütün çağların sesi soluğu olma liyakatiyle serfiraz bir beyan mucizesi ve meleklerin ışığına pervane döndükleri kelam-ı ilâhînin en nurefşan ifadesidir. Göklerden gönüllere boşalan bu beyan çağlayanı; ifadesi, üslûbu, beyan tarzı açısından bir harikalar mecmuası olduğu gibi; içtimaî disiplinleri, hukukî kuralları, terbiye ile alâkalı kaideleri, insan, varlık ve kâinat hakkındaki yorumlarıyla da, her zaman herkesin başvurabileceği dupduru bir kaynak; en karmaşık ve en bulanık dönemlerin dahi bulandıramayacağı kadar engin bir ummandır.
Bu itibarladır ki, yeryüzünde Hak rahmetini temsil eden o olduğu gibi, gönüllerden imansızlık zulmetini silen de yine odur! İnsanlık doğru yolu buldu ve o doğru yolda yürümeyi öğrendiyse, onun sayesinde öğrendi. Öğrendi de kaoslardan ve yollara takılıp kalmaktan kurtuldu. Varlık onunla aydınlandı ve ruhlara ünsiyet salan dost ve ahbap hâline geldi..!
O, bu bütüncül bakışı ve ihata eden engin ifade ve üslûbunun yanında, muhteva ve mânâ genişliği, beyan inceliği, herkesin ilim ufkuna göre açılma sihri ve ruhlara nüfuzu sayesinde öyle bir güce sahiptir ki, önyargısız olmaları şartıyla, ulaşabildiği herkesi büyülemiş ve başları döndürmüştür.
Evet, o, üzerine eğildikçe kalblerde, kafalarda, lambaları her an daha bir artan sihirli bir avize gibi, değişik tecellî dalga boyunda yeni yeni inkişaflara vesile olarak, insanın zâhir ve bâtın duygularına çeşit çeşit ilâhî armağanlar sunmaktadır.
Dipnotlar
- 1 Kehf sûresi, 18/109.