İçeriğe geç

Âyette dikkat çekilen bir diğer husus da namazın, “tesbih” sözüyle ifade edilmesidir ki, zaten namazın mânâlarından biri de budur. Zira mutlak zikir kemaline masruftur. Biz, Cenâb-ı Hakk’ın büyüklüğünü ve bizim küçüklüğümüzü ifade etmek için kelime arar, O’na karşı kavlî, fiilî ve hâlî tazim, tesbih ve tekbiratımızı ifade etmenin yollarını araştırırız. Hâlbuki O’na karşı ifade edebileceğimiz en tazimkâr ifadeler –ki, bunlar “sübhânallah”, “elhamdülillah” ve “Allahu ekber”dir– hepsi bir bütün hâlinde namaza serpiştirilmiştir. Daha kıraate başlamadan Sübhâneke duasında, “Allahım, Seni her çeşit noksan sıfatlardan takdis ederim, hamdim Sanadır.” der; yine Fâtiha’ya başlarken, “Hamd, âlemlerin Rabbi olan Allah’a aittir.” âyetini kıraat eder ve rükûdan doğrulurken de, “Ey Rabbim! Bütün hamdler Sanadır.” der ve bütün bu ifadelerle Allah’a hamd ederiz. Aynı şekilde namazda, Allah’ın başdöndürücü icraatı karşısında hayret ve hayranlığımızı “Allahu ekber” sözüyle ifade eder, onun her rüknünde “Allahu ekber” der yatar, “Allahu ekber” der kalkarız. Yine O’nun semt-i ulûhiyetine el uzatmamayı ve O’na karşı koymamayı “Sübhânallah” sözü ile ifade eder; bazen de celâli cemâlle yan yana getirir ve“Allahım! Seni hamdinle tesbih ederim; Yüce Allahım, Seni tenzih ederim.” sözünü söyleriz. Allah Resûlü (sallallâhu aleyhi ve sellem), beşaret gamzeden bir sözünde şöyle buyurmuştur:

كَلِمَتَانِ خَفِيفَتَانِ على اللِّسَانِ ثَقِيلَتَانِ في الْمِيزَانِ حَبِيبَتَانِ إلى الرحمن

سُبْحَانَ اللّٰهِ وَبِحَمْدِهِ سُبْحَانَ اللّٰهِ الْعَظِيمِ

“İki söz vardır, bunlar dile hafif, terazide ağır, Rahman’ın katında da pek sevimlidir: ‘Sübhânallahi ve bihamdihi, sübhânallahil azim’ (Allahım! Seni hamdederek tesbih ederim, yüce Allahım seni her türlü noksanlıklardan tehzih ederim) sözleridir.”242

245