İkinci Bölüm İnsan Vedavranışları
İbadet
İbadet; Allah’ın (celle celâluhu) mâbud, insanın da kul olduğunu en kusursuz şekilde ifade etmenin adıdır. Ve gerçek bir kulun hakikî bir mâbuda karşı Yaratıcı ve yaratılan münasebeti içinde tavırlarının tanziminden ibarettir.
* * *
İbadet; insanın, varlık, hayat, şuur, idrak ve iman gibi nimetlere karşı, mazhar olduğu bütün bu şeylerin diliyle bir teşekkürü; ibadetsizlik ise, mutlak bir körlük olmasa bile, kaba bir nankörlük olduğunda şüphe yoktur.
* * *
İbadet; imanla hedeflenen dünya ve ukbâ saadeti gibi hususları elde etmek için, bizlere imanı emreden Zât’ın, açıp önümüze sürdüğü bir vuslat yolu ve bir vuslat âdâbıdır. Bu yolu bulamayanların, bu âdâbı elde edemeyenlerin Hakk’a ulaşmaları mümkün değildir.
* * *
İbadet; nazarî olarak, bilinen en büyük gerçeğin, insan vicdanında “hakka’l-yakîn”e ulaşmasının en emin ve en selâmetli yoludur. Şuurun, haşyet ve saygıyla kanatlanıp “yakîn” aradığı bu yolun her menzilinde insan ayrı bir vuslata erer.
* * *
Ömürlerini, hakikat adına nazarî meselelerin hikâyeleriyle tüketen bir kısım gerçeğe kapalı ruhlar, bütün bir hayat boyu en fasih dillerin, en sihirli beyanların büyüleyici ikliminde yaşasalar dahi, bir çuvaldız boyu yol alamazlar.
* * *
İbadet; insandaki iyilik, güzellik ve doğruluk düşüncesine kuvvet veren bereketli bir kaynak ve nefsin kötülük temayüllerini iyileştirip melekler âlemine çeviren sırlı bir iksirdir. Her gün birkaç defa zikr u fikriyle bu kaynağa müracaat eden ruh “insan-ı kâmil” olma yoluna girmiş ve bir ölçüde nefsin desiselerine karşı da siperini bulup mevzilenmiş sayılır…
* * *