Allah’ın bize kendisini sevmemiz için imkân tanıması ne büyük bir pâye..!
* * *
Bin bir tecrübe ile sabittir ki, “Şu dinamiklerle hedefe varılır” dendiğinde, çok geçmeden o dinamikler zîr ü zeber olmuştur. Bize düşen, canımızı dişimize takıp, Allah’a tevekkül içinde çalışmaktır.
* * *
Kahrolacağa sen ilişmesen de, mevsimi gelince Kudret mutlaka onun hakkından gelir.
Berzah Meşalesi
Teheccüd namazı, berzah karanlığına karşı insanın elinde bir meşale gibidir. Esasen, beş vakit namazdan her biri de, insanın karanlık bir noktasını aydınlatır, zamanın belli parçalarına ışık saçar. Namaz olmayınca insan, din rotasında yürüyemez ve müstakim olamaz. Efendimiz (sallallâhu aleyhi ve sellem), teheccüdü gece kılamayınca gündüz kaza etmiştir. Bununla herhalde bize, hayatımızda boşluk bırakmama dersini vermek istemişti…
İç Dünyası
Ruhlarımıza giren ve orada kök salan her düşünce, er-geç meyvesini verir. Bu meyve, “Tûbâ-i Cennet” meyvesi de olabilir, Cehennem zakkumu da… Dimağında iyinin, güzelin, affın, müsamahanın nüveleri bulunan bir insanın gönlü hep Cennet bahçelerini andırır. Ve böyle birinin, birdenbire hırsızlık yapıp yol kesmesi, zina edip adam öldürmesi, içki içip uyuşturucu kullanması, herkesi hor görüp her şeyi tenkit etmesi düşünülemez. Bütün bu uygunsuz davranışlar için, daha önceden bir kısım fena fikir ve fena plânların bulunması şarttır.
Dimağı fena ve yaramaz düşüncelerle dolu olan insanın yaptığı şeyler ise, tamamen onun iç dünyasının akislerinden ibarettir. Bunun içindir ki, her fert, kendi iç dünyasıyla düzen ve istikamete kavuşmadıktan sonra, dış durumu itibarıyla kat’iyen güzel olamaz, güzel görünemez; olsa, görünse de, uzun zaman öyle kalamaz.