Yeniden Diriliş Keyfiyeti
Mahşer, beşerin ruhen ve ceseden dirileceği bir yerdir. Kur’ân-ı Kerim, meseleyi bize takdim ederken, ayrı ayrı tablolar hâlinde de olsa bu şekliyle takdim etmektedir. Ruhun ehemmiyet kazandığı yerde ruh, cesedin ehemmiyet kazandığı yerde ise ceset anlatılmaktadır.
“Ey huzura eren nefis! Razı edici ve razı edilmiş (yaptığın işlerle Allah’ı memnun etmiş ve aldığın nimetlerle Allah tarafından memnun edilmiş) olarak Rabb’ine dön! (İyi) kullarım arasına gir! Cennetime gir!”1 derken, sadece ruhun Cenâb-ı Hakk’a avdet ve ric’atini anlatmaktadır. Fakat umumî kıyametin anlatılmasında, baharın, ağaçların, maddî ve kesif şeylerin misal verilmesinde ise, eşbah ve cesetlerin haşr ve neşr olacağı dile getirilmektedir.
Biz burada bu gibi meselelerin münakaşasını yapıp, iki ayrı görüşte olanların delillerini serdedecek değiliz. İslâm ulemâsı arasında, bir iki şahıs, “Haşir sadece ruhlara mahsustur.” dese dahi, ulemânın büyük bir çoğunluğu ruh ve cesedin beraberce haşrolacağına kâildir. Ayrıca “Cesetteki zerrelerin hepsi mi, yoksa insanın çekirdeği mahiyetinde olan asıl zerreler mi haşrolacak?” şeklindeki istifhamın uzun boylu tafsiline de girişmeyeceğiz. Bu mevzuda İmam Gazzâlî ile İmam Fahreddin Râzî arasında farklı düşünceler serdedilmiştir. Biz haşrin hakikatine Kur’ân ve hadislerin anlattığı şekilde inanır ve meselenin bize ait olmayan yönünü Cenâb-ı Hakk’ın ilmine havale ederiz.
Cennet ve Cehennem iki mühim neticedir. Cenâb-ı Hakk’ın esmâ ve sıfatları her ikisini de iktiza etmektedir. Ve inanan için hem Cennet hem de Cehennem her ikisi de rahmettir. Sûre-i Rahmân’daki:
Dipnotlar
- 1 Fecr sûresi, 89/27-30.