Biz bir mânâda, Kore, Vietnam, Körfez ve Somali’de bunun en çarpıcı misallerini gördük zannediyorum. Geleceğin tepki örnekleri ise daha da şiddetli olacaktır. Bugün, İslâm âleminin tabanında mevcut olan, hasım dünyaya sempatiler de yavaş yavaş eriyerek yerlerini antipatiye bırakıyor. Karşı tarafın olumsuz tavrı değişmediği müddetçe de, bu antipati bütün şiddetiyle devam edecektir. Zaten, “karşı cephe” tabiriyle kasdettiğimiz ülkeler de bunun farkındalar. Onun için olacak ki, bunlar her şeye rağmen yer yer kendilerince taviz kabul edilebilecek bazı görüntüler de sergilemekteler. Son İsrail ile ilgili tavrımızdan sonra açıkça ifade edelim ki, antipati adına biz de tam nasibimizi aldık. İslâm âleminin idarecilerinde olmasa bile, tabanında bize karşı duyulan itimat ve sevgi ciddî olarak sarsılmış sayılabilir. Bundan dolayı da durumumuzun iyice zorlaşacağı beklenebilir ki, bu da daha güçlü vakumlar hâsıl edeceğimiz ana kadar, bu küskün dünyayı yeniden yanımıza çekemeyeceğiz demektir.
Atalarımız, “Su testisi su yolunda kırılır.” demişler. Bir şeyi yıkarak bir yerlere gelenler, sonra yıkılarak o yerlerden giderler. Bugün şöyle dört bir yanımıza, tarihî tekerrürleri de hesaba katarak bir bakıversek, yarın bizi bekleyen şeyler daha bir net görülecektir.