Devletler platformunda çok geniş bir coğrafyayı içine alacak şekilde İslâmiyet’e karşı bir sempatinin oluşması, hiç şüphesiz zaman isteyen bir mevzudur. Bazı âlimler, ahir zamanda güneşin batıdan doğacağını haber veren hadis-i şerifle İslâm’ın batıdan bir güneş gibi doğuşunu anlamışlardır. Türkiye’de Süleyman Efendi Hazretleri ve talebeleri bu yorumu yaptıkları gibi Bediüzzaman’ın talebelerinin de bu mânâda yorumları söz konusudur. Nitekim Bediüzzaman Hazretleri İstanbul’da bulunduğu sırada, Mısır Camiü’l-Ezher Üniversitesi reislerinden meşhur Şeyh Bahît Efendi’nin Bediüzzaman’ı ilzam için, Ayasofya Camii’nden çıkıp bir çayhaneye oturulduğunda, diğer âlimlerin de hazır olduğu bir anda ona sorduğu “Avrupa ve Osmanlılar hakkında ne diyorsunuz, fikriniz nedir?” şeklindeki sorusuna Üstad’ın; “Avrupa, bir İslâm devletine hamiledir, günün birinde onu doğuracak; Osmanlılar da Avrupa’ya hamiledir, o da (vakti geldiğinde) onu doğuracak.” cevabını vermiştir. Cevap vermiş ve Şeyh Bahît’i hayrete düşürmüştür.
Tabiî ki devletler arası bu türlü istihaleler uzun zaman ister. Bununla birlikte fırsat henüz kaçmış değildir. Bizim hesabımıza bu yüksek idealin gerçekleşebilmesi için henüz yeterli vakit fevt olmuş sayılmaz. Hatta şimdilerde, güneşin batıdan doğuşu, geçmişe nispeten daha güçlü bir ümitle beklenebilir. Zira bugün Batıda; “İsevîyim ama Hz. Muhammed’in de Hz. İsa gibi Allah’ın Resûlü olduğunu kabul ediyorum.” diyenlerin sayısı hiç de az değildir. Ve yine bugün Batı dünyasında, İslâm’ı arayan pek çok aşina gönül ve salim düşünce sahibi mütefekkir ve geniş kitleler vardır.