İçeriğe geç

2. Bedir’e çıkılacağı zaman Allah Resûlü, hem muhacirîn hem de ensarla istişare etmişti. Muhacirler adına Mikdat (radıyallâhu anh),19 ensar adına da Sa’d b. Muaz (radıyallâhu anh),20 birbirine yakın ve Allah Resûlü’nün görüş ve düşüncelerini destekler mahiyette iman, teslimiyet ve heyecanla köpüren konuşmalar yapmış ve başında bulundukları toplumları, orada alınan kararlara ve o kararları yerine getirmeye imâle etmişlerdi. Görüldüğü gibi burada da yine Allah Resûlü, bir kısım hayatî kararları umuma mâl ediyor ve mâşerî vicdanı yanına alarak hedefine öyle yürüyordu.

3. Ve yine Bedir’de İslâm ordusunun nerede konaklayacağı, hangi vadilerde düşmanla karşılaşacağı hususlarını Hubab b. Münzir gibi sahabilerle görüşüyor ve onların görüşleri istikametinde karar veriyordu ki, o kararlar çerçevesinde hareket eden İslâm ordusu, kendilerinden üç-dört kat fazla düşman birliklerini bir hamlede ezip geçiyor ve zafer neşideleriyle Medine’ye dönüyordu.21

4. Ahzâb vak’asında, ashab-ı kiramla istişareleri esnasında, Selman-ı Farisî’nin düşüncelerine temayül göstermeleri ve düşmanın Medine’ye sızması muhtemel noktalarda hendekler kazdırması O’nun meşverete verdiği önemi aksettiren ayrı bir tablo..22

5. O, Hudeybiye musâlahası esnasında da istişareye fevkalâde önem vermiş; herkesin görüş ve düşüncelerini aldıktan sonra Ümmü Seleme Validemiz’le de meşverette bulunmayı ihmal etmemiş; sonra da zatî temayülleri istikametinde ortaya konan görüşlere göre bir yol ve strateji belirlemiş ve muhakkak bir hezimeti zafere çevirerek Medine’ye öyle dönmüştü.23

55