İçeriğe geç

Bir diğer zaviyeden, anlama, idrak etme, kavrama mânâlarına gelen akıl; şöyle-böyle tarifi içine giren hususları kavramada önemli bir vasıta ve ruhun hayatî dinamiklerindendir. Anlaşılacak şeyler onunla anlaşılır, onunla kavranır, onunla değerlendirilir ve onunla bir neticeye bağlanır ki, aksi ahmaklık, aptallık ve idraksizlik demektir. Ahmak, aptal ve idraksizler, mâkul olmayan yolların avâre ve gayesiz yolcuları gibidirler ki; ne kâinat kitabını anlar, ne eşya ile hemhâl olabilir, ne Kur’ân’ı duyar ne de mükellefiyet sırlarına akıl erdirebilirler.. evet böylelerinin, dini de, dinin ruhunu da, varlığın hedef ve gayesini de bilmeleri mümkün değildir. Peygamberimize isnad edilen bir sözde “Ahmak bizim düşmanımızdır.” denir. Mevlâna, bu sözü serlevha yaparak o engin söz üstadlığıyla içini şöyle döker:

“Peygamberimiz (sallallâhu aleyhi ve sellem): ‘Kim ahmak ise o bizim düşmanımızdır; yol kesen eşkıyamızdır.’ der. Akıllı kişi bizim canımızdır. Ondan gelen serin esinti bize bir reyhan ve fesleğen kokusu getirir. Akıl kızıp bana sövse de, ben başımı eğer, ona ses çıkarmam; çünkü o, her zaman bana feyiz bahşeden Zât’tandır… Aksine, ahmak gelip ağzıma helva koysa da, ben onun helvasından ateşlenir ve hasta olurum.”

80