İçeriğe geç

Onda yerine göre ayrı ayrı, yerine göre iç içe konular arasında öyle ince bir tenasüp ve müzikal bir ahenk vardır ki, birbirinden çok uzak gibi görünen hususlar arasında bile insan az bir teemmülle birkaç iltisak noktasını birden yakalayabilir. O hemen her zaman hiçbir edip ve söz üstadının ulaşamayacağı bir beyan sultanlığı sergiler ve bütün bütün insafsız olmayan muhataplarına mutlaka bir şeyler hissettirir; hissettirir ve onları idrak ufuklarının ötesinde daha derin mülâhazalara sevk eder. Bir de bu müteessir ruhlar insaf edip kendilerini bu rabbanî ifade çağlayanına salıverdi mi, gayrı onun dışında duyup dinledikleri söz şeklindeki bütün ifadeler birdenbire âdeta hırıltıya dönüşüverir.

Her şeyden evvel o, kuşatan bir ilimden gelmiş, insan, tabiat ve bütün kâinatların mânâ, mazmun, gaye-i hilkat ve hikmet-i vücutlarının dili, tercümanı olmanın yanında muhataplarının da farklı derinliklerine birden seslenmektedir: O, akla bir şeyler söylerken, gönle onun anlayacağı bir dille seslenmeyi ihmal etmez; şuura bir şeyler duyurduğunda, hisleri nasipsiz bırakmaz; muhakeme ve mantıkla konuştuğunda da ruhtan iltifatını esirgemez. Zâhir-bâtın her latîfe ve hâsse ondan hissesini alır ve bunlar arasında ne bir mahrumiyet ne de çelişki söz konusu olmaz. İstidatları ölçüsünde paylaşırlar bu semavî mâideyi ve bir ahenk zemzemesi yaşarlar kendi aralarında.

274