Hâsılı, kendini iman ve Kur’ân hakikatlerini i’lâya ve ruhunun âbidesini ikâme etmeye adamış insanlar, bu hususlara çok dikkat etmek mecburiyetindedirler. Evet onlar, dünya ve mâfîhâ adına her şeyi ellerinin tersiyle itmeli ve فَاسْتَقِمْ كَمَۤا أُمِرْتَ“Sana nasıl emredilmişse öyle dosdoğru hareket et.”138 âyeti hükmünce, kendi tarz-ı telâkkileri itibarıyla doğru bildikleri şeylere göre değil, doğruluk denilince nezd-i ulûhiyette neye karşılık geliyorsa işte o şekilde doğru olmaya çalışmalıdırlar.
130 Buhârî, isti’zân 17; Müslim, âdâb 38, 39.
131 Şuarâ sûresi, 26/84.
132 el-Münâvî, Feyzu’l-kadîr 1/225, 4/399, 5/50; el-Aclûnî, Keşfü’l-hafâ 2/343.
133 Bkz.: Bediüzzaman, Sözler s.165 (On Üçüncü Söz, İkinci Makam).
134 Müslim, îmân 192; Ahmed İbn Hanbel, el-Müsned 4/204.
135 Ahmed İbn Hanbel, el-Müsned 4/197, 202; İbn Ebî Şeybe, el-Musannef 4/467.
136 Nesâî, cenâiz 61; Abdurrezzak, el-Musannef 5/276; Hâkim, el-Müstedrek 3/688.
137 Bkz.: İbnü’l-Esîr, Üsdü’l-ğâbe 6/158.
138 Hûd sûresi, 11/112.