İçeriğe geç

Ancak insanın dünyada iken, yaptığı günahları unutması ve onları zihninden silmesi doğru değildir; zira elli sene evvel işlemiş olsa bile onu her hatırlayışında bir kere daha “estağfirullah” diyorsa, bu durum onu, hem bir kez daha aynı günaha düşmekten koruyacak hem de onun amel defterine sürekli sevap yazılmasına vesile olacaktır. Bu şekilde dile getirilen her istiğfar, yokluğa âdeta bir tırpan sallar ve böylelikle bütün kötülükleri alır götürür. Götüreceği bir kötülük kalmadığında da öyle şeylere vesile olur ki onlar ahirette kulun karşısına çıktığı zaman kul, hayret ve sevincinden şaşırır kalır. O hâlde insan, kendi günahını hiçbir zaman unutmamalı, ötede onun ızdırabına maruz kalmamak için burada en küçük hatasını bile sürekli zihninde canlı tutmalı ve ruhunda duyduğu ızdırapla “estağfirullah, elfü elfi estağfirullah” deyip Hazreti Gaffâr’dan (celle celâluhu) bağışlanma dilemelidir.

Diğer yandan mü’min yaptığı iyilikleri ise unutmalıdır. Velev ki o iyilik, İstanbul’un fethi gibi çağ açıp çağ kapatacak, yeni bir medeniyetin inşasına vesile olacak bir iyilik olsun. Evet, böyle devâsâ bir hizmet kendisine hatırlatıldığında bile o, “Allah Allah! Ben öyle bir şey yapmış mıydım, hatırlamıyorum.” diyecek kadar kendini o işin dışında görmelidir. Şayet insanlar ille de “Bu işi sen yapmışsın.” diyorlarsa, o zaman da tahdis-i nimet mülâhazasıyla, “Demek Allah (celle celâluhu) benim gibi bir mücrime de bazı şeyler yaptırtmış. Bu, tamamen O’nun rahmetinin enginliğinin farklı dalga boyutundaki tecellilerindendir.” şeklinde duygularını ifade etmelidir.

Kötülüğe İyilik Er Kişinin Kârı

Konuyla irtibatlı bir başka âyet-i kerimede ise,

وَلَا تَسْتَوِي الْحَسَنَةُ وَلَا السَّيِّئَةُ اِدْفَعْ بِالَّتِي هِيَ أَحْسَنُ فَإِذَا الَّذِي بَيْنَكَ وَبَيْنَهُ عَدَاوَةٌ كَأَنَّهُ وَلِيٌّ حَمِيمٌ
222